Radyo Amatörü: Hiç bir maddi ve siyasi çıkar gözetmeksizin ve milli güvenlik gereklerine mutlaka bağlı kalmak şartıyla sadece kişisel istek ve çaba ile radyo tekniği alanında kendisini yetiştirmek amacıyla çalışan gerçek kişilere radyo amatörü adı verilir.

Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz.

GENÇLİĞE HİTABE

ITUpSAT1

İTÜ - İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü Logo

ÖZEL MENÜ




Ajanda / Agenda

Gezi / Travel Notes
Röportajlar / Interviews
Mobil Mink Dev / Tiny Mobile Giant

AMATÖR TELSİZCİNİN HAYALLERİ PDF Yazdır e-Posta
TB2NMR tarafından yazıldı.   
Cuma, 14 Ağustos 2009 19:41

Amerikalılar bir eski savaş gemisini Radyo Kulübü yapmışlar ve güzel güzel kullanıyorlar. Şimdi geminin çağrı işareti hatırlayamadım bir ara yazarım. Sonra İzmit-Kocaeli’ndeki Gayrettepe Muhribi aklıma geliyor. O şanlı gemimiz de görevden alınınca körfeze demirlemiş ve ziyaretçilere açılmıştı. Şimdi o bir müze. Geri sonradan biz rahat durur muyuz içine bir sivil adam yerleşmiş helikopter pistini çay bahçesi haline getirmişti.


Savaş gemisini dolaşabiliyor sonra yorgunluk atmak isterseniz güvertede oturup çayınızı yudumlayabiliyorsunuz. Bilmiyorum eski bir savaş gemisini resimlemek neden mantıksız olsun ama o zaman resimlemeye izin vermiyorlardı. Dedim ya işte mantıksızlık sorgulamamak gerek. Beni orada üzen asıl gemiye girerken sağda duran iki büyük pirinç pervane. Ne zaman oradan geçsem beni hüzne boğar. Onlar ki anlı şanlı Yavuz (SMS Geoben) gemimizin pervaneleri. Ya da daha doğrusu ondan kalan tek hatıralar.

Onunla aynı zamanlarda Yunanlıların da büyükçe bir ana savaş gemisi vardı. Neydi adı... hah tamam hatırladım Averof’tu adı. O şimdi nerede biliyor musunuz? Yunanistan’da (Pire Limanı'nda) kahramanlık destanı olarak müze haline getirilmiş.

Yavuz mu nerde? Yavuzum eski Cumhurbaşkanlarımızdan Demirel beyin de onayıyla demir çelik fabrikalarında eritilerek jilet oldu. İroniye bakar mısınız? Övündüğümüz tarihimizi nasıl yaşattığımıza iyi bir örnek işte. Hangi devlet böyle tarihe geçmiş, savaş çıkmasına neden olmuş gibi gemiyi jilet yapardı sizce?

Çok şükür ki Türkiye Cumhuriyeti’nin Çanakkale Boğaz Harbi’nde tarihini değiştiren Nusrat (Nusret) Mayın Gemisi’ni aynı sondan bir iş adamı kurtardı da şimdi Mersin’de korunuyor. Çanakkale - Çimenlik kalesindeki önündeki tabelada Nusrat Mayın Gemisi yazan o gemi ne mi? Söyleyeyim, o sadece bir maket.

Nerden nereye geldim sinirlenince. Sonra ne diyordum... Ben bunları düşünürken başkanım TA9A Faruk beyi telsizden anons ederken buluverdim kendimi. Konuşma aynen şöyle;

- TA9A – Konuşan istasyon TB2NMR. Başkanım burada mısınız?

- Doğrudur, merhabalar TB2NMR, burası TA9A.

- Başkanım ben diyorum ki şeyyy...

Mandalı biraz boş bıraktığımda; eminim başkanım içinden “Aha geliyor yine bir şey. " Bakalım bu sefer başımıza ne çorap örecek bu çocuk?” demiştir o an.

- Başkanım ben buraya bir tane “Dokota” istiyorum!

- Dakota?

- Evet başkanım Dakota!

- Doğru duydum değil mi TB2NMR ? İstediğin tam olarak bir C-47 Dakota uçağı.

- Evet başkanım doğru duydunuz. Adı tam olarak dediğiniz gibi.

- Tamam anladım. Ne için düşünüyorsun bunu, yoksa tahmin ettiğim gibi mi?

- Aynen başkanım. TA9KE’de konaklama ve tanıtım mekanı olarak. Düşünebiliyor musunuz, o parkın içinde devasa pervaneli bir C-47 Dakota, içini de döşedik mi deymeyin zevkine. Hem bu da Türkiye’de bir ilk.

Tabi ki tahmin ediyor, etmez mi. Artık alıştı ne de olsa bana. Bir tek TA9W Zühtü bey alışamadı da, arada bir başkana sitem eder durur. ”Başkanım söyle şuna yine uçmaya başladı, tutalım ayaklarından” der.

Tabi bunlar birer latife. Ama ben inadım bir kere. Başkanım da biliyor ya, o nedenle üstelemiyor. Sağolsun, kimseyi fikirlerinden dolayı kırmak istemez, anlayışlıdır. Eh başkan olmak kolay değil, hele ki ben varken...

- Tamam TB2NMR, bir araştıralım nerden, nasıl istenir. Var mıdır ellerinde?

- Tamam başkanım, ama hemen pes etmeyelim. Antalya’da balıklara ev olsun diye batırabildiklerine göre bizim gibi gönüllü ordusundan bir tanesini kıskanmazlar herhalde. Hem oraya parçalanarak TIR’la gitmiş, sonra tekrar monte edilmiş, bizim buraya tren var üstelik .

Bütün kaçış yollarını kapıyorum bu şekilde.

Neden mi bunu paylaştım anlatayım. Buraya gelmeden önce tabi ilk web sayfasını ziyaret etmiştim TA9KE’nin. Baktığımda iki katlı, oldukça geniş ve yeşilliklerin arasındaki o bina gözümde büyümüştü. Sohbetler, yapılacak işler, atölye vs. vs. Sonra buradakilerin kendi imkânlarıyla yapıldığını öğrendiğim o binanın sonradan dikilen üç ayak beton heykeli gölgeliyor diye Anıtlar Kurulu'nca yıkıldığını öğrendiğimde çok üzülmüştüm.

O gün bugündür küçük bir çadır eski yerimizde durmakta akşamları onun etrafında toplanıp sohbet etmekteydik. Şimdi ise çadırı büyüttük ve (20-25) metrekarelik içerde oturma alanımız oldu. Soğuk ya da sıcak (pek sıcak olmuyor burası ya neyse lafın gelişi) burada günlerimiz geçiyor. Bir gün birilerinin bize ihtiyacı olur düşüncesiyle. Olsun mutluyuz bir çadırımızda.

Mutlu olmak pek tabi düşünmem engel değil. Amacımız belli, kamuya yararlı bir dernek olduğumuz resmi olarak kayıtlarda iken, acaba neden devlet dernek merkezlerine birer bina tahsis etmez? Neden çok değil prefabrik de olsa (2-3) odalı bir bina konduruvermez. Koca bir devlet için sanırım bu devede kulak olsa gerek. Bilmiyorum biz konunun içinde olduğumuz içindir belki, radyo amatörlüğünün önemini anlamışızdır, belki birileri de bizi anlar “ya hakikaten şu çocuklar iyi ve faydalı bir iş çıkartıyorlar, şunların binalarına merkez cihazlarına bir el atalım Devlet Baba olarak” derler de derdimiz anlaşılır.

Cihazımızı rölelerimizi kendi paramızla alırız. Binalarımızı, devasa antenlerimizi kendi imkânlarımızla dikeriz. Sonra arkadaşlarımızı kendi imkânlarımızla bu hobiye davet etmeye çalışırız. Gönül vermişizdir de depremden depreme afet haberleşmesinde hatırlanmak da koyuyor biraz insana hani.







İşte böyle gemiden girdik uçağa bindik çadırdan çıktık. Radyo amatörleri böyle bir şey. Biraz uçuk, biraz kaçık, biraz da maceracı. Havalanmamızı engelleyen ise mantıklı dostlar. Kim bilir belki Hava Kuvvetleri komutanlığı bu satırları okur da bize bir sürpriz yapıverir değil mi? Kalın sağlıcakla. 73 – TB2NMR

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VALID CSS   |   VALID XHTML