Radyo Amatörü: Hiç bir maddi ve siyasi çıkar gözetmeksizin ve milli güvenlik gereklerine mutlaka bağlı kalmak şartıyla sadece kişisel istek ve çaba ile radyo tekniği alanında kendisini yetiştirmek amacıyla çalışan gerçek kişilere radyo amatörü adı verilir.

Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz.

GENÇLİĞE HİTABE

ITUpSAT1

İTÜ - İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü Logo

ÖZEL MENÜ




Ajanda / Agenda

Gezi / Travel Notes
Röportajlar / Interviews
Mobil Mink Dev / Tiny Mobile Giant

GÜLE GÜLE - TA9NC PDF Yazdır e-Posta
TB2NMR tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 24 Ekim 2009 23:04

"Güle güle" demek mi zor, "hoşçakal" demek mi? Kalan için de, giden için de nerden bakarsanız bakın fark etmiyor aslında. İkisinin de çıktığı yol aynı ve üzücü. Bugün; benim için her şeyden önce bir ağabey, hemşerim, değerli bir dost ve aynı zamanda bir radyo amatörü olan (TA9NC) Nedim bey ve ailesini yeni bir şehre uğurluyoruz.

Önce kırık pikaba bir 45'lik koyalım, dinleyelim bir yandan nağmeleri,

Oldum olası sevmem vedaları, sevemem. İçim bir başka burkulur, hele ki giden çok değerliyse. O yüzden her zamanki gibi tokalaştım ve "görüşürüz" diyebildim. Hani akşam sohbetlerinden kalkarken her zaman dediğimiz gibi. Nasılsa ardında, yeniden görüştüğümüz gibi. Veda; sonsuz ayrılıktır ama "görüşürüz" sözü, tekrar görüşme umudunu barındırır hecelerin arasında. O zaman ki yürekler tekrar görme isteğini canlı tutar, o zaman ki yürek sıcaktır ve hatırlar her anın değerini. Gün gelir ortak paydalarda buluşuruz, gün gelir senden kalan bir anıyı paylaşır canlı tutarız. Anıları bizde kalan seni. "İnsanlar sözleriyle değil, yaptıklarıyla anılır ve hatırlanır" derler büyükler. Az emeğin geçmedi bizlere. Hangini anlatayım ki? Bunlar burada aciz bir kaç kuru bir teşekkür satırlarına sığmacayacak kadar fazla hepimiz biliyoruz...

Bir yıl, ne kadar da çabuk geçmiş ilk merhabanın ardından. Farketmemişiz, yaşamın öğütücü dişlilerinin arasında hiç birimiz. Beraber yaşanan onca heyecanlar ve ilkler. Çocuklarımızın aynı sınavla amatör oluşu ve kapıda bekleyişimiz, dernek çalışmaları, o gıcık antenler ve kablolarla boğuşmalar... Bazen yorucu, bazen heyecanlı tipik radyo amatörü koşuşturmaları. "Olmadı işte, hadi yeniden deneyelim" koşuşturmaları. Şimdi her biri yapışmış birer kare resim gibi kalakaldı içimizde.

Gönüller "gitme kal" dese de biraz daha; zaman her zamanki acımasızlığıyla o dakikaları da tüketiyor. Vakit yolculuk vakti. Bu satırlar yayına girdiğinde sen çoktan yola çıkmış olacaksın bu şehirden. Her bir saniyede buralardan biraz daha uzaklaşacaksın biliyorum. Sorun değil, önemli olan giderken bizden bir parçayı da yanında götürdüğün ve bizde kalan bir parçan. Yüreğinde ve yüreklerimizde saklanacak acısıyla tatlısıyla o anlar. Kulaklarımızda "... burası TA9NC... devam" deyişin.

Öyle işte. Bir yanda yeni bir şehir, yeni bir yaşam ve iş hayatı, bir yanda ayrılık ve mecburiyetlerimiz. Biliyorum ki gittiğin yer (Sakarya) çok değerli bir insanı ağırlarken, biz her bir araya geldiğimizde o değerini anacağız sevgiyle, saygıyla ve minnetle...

Oralarda ne kadar uzak olsan da bizlere; yine aynı çocuk ruh buluşturacak bizi. Ama satırlar arasında, ama radyo frekanslarında. Yine radyo amatörlüğü koşacak dostlara. Uzaklara ulaşma arzusu, görmediğimiz uzaklardan dağları tepeleri aşıp gelen bir radyo dalgasında taşınan bir "merhaba" belki... Uzaklar yakın, dostlar yanımızda olacak. En kötü şartlarda gece veya gündüz. Ulaşamayacağımız bir yer yok ki bu gök kubbe altında değil mi? Sadece uzanıp telsizimizin mandalını elimize alacağız, bir kaç düğme çevireceğiz ve sen yine burada olacaksın. Sesleneceğim dostlara o an, "Nedim ağabey bu, duyuyorum. Selam söylüyor. Özlemiş bizi..." Sonra biz de özledik diyeceğiz. Gökyüzü bir o tarafa, bir bu tarafa merhabaları taşımaktan adeta R/F güvercin olacak yıllarca.

İlk satırlarda anlattığım nedenlerdendir ki sevmem ayrılıkları, vedaları. Varmaz dilim "var git hadi yoluna" demeye. Eh! insan bir de sitenin bekçisi olunca yolcu etmek farklı olmalı değil mi? Ne demişler? Yolcuyu en son bekçi uğurlar, kapıyı usulca örter, ardı sıra bakar camdan gidene. Bekçiymiş o, görev kutsal. Ağlamazmış herkesçikler odasına çekilmeden. Sonra kalırmış bir başına o zaman koyuverirmiş yarın görememenin acısını yüreğinde.

Ben de o nedenle buradan uğurlamak istedim seni ve o değerli aileni. Yine de aklında olsun kapıyı kilitlemedik. Hani olur ya bir gün yolun düşer, dostlara bir "merhaba" geçer ya içinden, o manada. Geldiğinde anahtara gerek yok, sadece kapıyı it ve aç. İçeri açılır bilirsin bizim kapılarımız, dostlar kapıda kalmasın, beklemesin.

Kapıda durmayayım ben. Hava zaten soğuk bir de hani gidişiniz... üşüdüm işte be ağabey.

Yolun açık olsun. Güle güle ey dost, güle güle ve görüşmek üzere. Arabanın ardından el sallayanların, bizlerin selamlarını götür oralara. Böyle anlarda gönül çok şey anlatmak, parmaklar çok şey yazmak istermiş de anlatamazmış. O vakit yetişirmiş cümle sonlarında o yan yana üç nokta. 73 ... TB2NMR

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VALID CSS   |   VALID XHTML