|
TB9YDC tarafından yazıldı.
|
|
Artık bir süre SBS sınavları ve dersler yok ve ben tatildeyim. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum. Vakit buldukça da fırsat bu fırsat deyip sitemiz için çeşitli konular hazırlamaya çalışıyorum. Biraz da burada amatörlük nasıl gidiyor onu araştırmak istedim. Bulunduğum süre içerisinde TA9NC Nedim amcanın gönderdiği cep mesajı ile frekansları dinlemeye başladım. Uzun süre bekledim ancak kimseyi duyamadım.
Şu anda Çanakkale-Gelibolu ilçesinde deniz manzaralı bir evden bunları size yazıyorum. Karşımda masmavi bir boğaz. Gemiler irili ufaklı masmavi boğazdan salına salına geçiyorlar. Bulunduğumuz yer denize yakın olduğu için güzel bir çıkış yapabileceğimi düşünüyorum. En çok merak ettiğim konu ise gemiler. Frekans taramasında onların konuşmalarını yakalamayı düşünüyorum.
Buraya gelince amatör kaptan ve kısa mesafe deniz telsiz operatörlüğü lisansı olan babamdan yardım istedim. O da bana harici anten kulanırsam simpleks olarak gemi içindeki konuşmaları da duyabileceğimi söyledi. Bunun dışında gemilerin kullandığı genel frekans aralığını ve sahil güvenlikle ilgili acil çağrı frekanslarını söyledi. Denizcilikteki konuşmalar, frekanslar ve muhaberede genelde bizimkine benziyormuş. Mesela onlarda bizim gibi ululararası fonetik alfabeyi kullanıyorlar.
Burada büyük gemiler boğazdan geçerken genellikle kılavuz kaptan almak durumundalar. Çanakkale Boğazı bir çok boğaza göre uzun ve bir o kadar da tahlikeli. Teknolojinin bu kadar gelişmediği önceki dönemlerde bazı üzücü kazalar meydana gelmiş. Bazı büyük gemiler bazen kılavuz almıyor sebebini merak ettim. Sonra bunların gelişmiş uydu ve radar sistemi olduğunu öğrendim.
Belirtiği aralıklarda cihazım ile taramaya başladım. Diğer telsiz ile de acil çağrı kanalını takip ediyorum. Belki bir yardım çağrısı olur. Önce bir şey yakalayamadım ancak sonra Kumkale istasyonunu duyabildim. Çağrı işareti "Kumkale". Bu kontrol istasyonu bizim güney batımızda Ecabat taraflarında bir istasyon. Onun muhaberesini duyabiliyorum ancak karşı gemiyi duyamıyorum. Arada Türk gemileri ile Türkçe konuşsalar da genelde İngilizce konuşuyorlar. Hızlı konuştuğu için tam olarak ne dediklerini anlayamadım ancak yine de aralarda bazı konuşmaları çözebildim. Mesela gemilerin çağrı işaretlerini, maneva hızlarını geçiş ve hız durumunu soruyordu. Bu sanırım kıyılara geçen zamanlarda yerleştirilen kule şeklindeki radar istasyonları olması gerek.
Sonra 145.600 MHz. den Tekirdağ rölesi üzerinden muhabere yapan Tekirdağ ve Zonguldak istasyonlarını duydum, çağrı işaretlerini not alamadım. Çanakkale'ye ait UHF rölesini de takip ettim ancak bir çağrı duyamadım. Her ikisinden de el cihazımla çıkış yaptım ancak röleye ulaşamadım. Sonra babamların Erzurum'da üzerinde çalıştığı APRS sistemi aklıma geldi ve 144.800 MHz. yi dinlemeye başladım. Zayıf da olsa APRS sinyallerini burada duyabildim.
Bir gün deniz kenarında güneşlenirken İstanbul tarafı ile o an arabalı feribotta seyir halinde olan bir amatörün muhaberesini duydum. Ne yazık ki not alma imkanım olmadığı için çağrı işaretlerini aklımda tutamadım. Sonra bir ara Zonguldak - İstanbul arası konuşmalar oldu.
Başka bir gün denizden çıkıp mazemelerimizi toparlandığımız esnada yukarıda kafede oturan bir ağabeyin telsizim hakkında konuşmalarına tanık oldum. Meğer o da amatörmüş ancak burada konuşacak kimse bulamadığı için cihazını devretmek zorunda kalmış. Sahil kenarı olmasına ve o kadar da balıkçı teknesi olmasına rağmen neden bu konuda aktif olmadıklarını anlayamadım. Umarım TA9NC Nedim amca emekli olup buraya döner de söz verdiği gibi yeni sistemleri kurar ve biz gelinceye kadar geliştirir. Ben de fırsat bulduğumda kendisini destekleyeceğim. Babam, ben, Nedim amca, onun kızları TB9YAL (Betül abla) ve TB9YAG (Ayşegül) ile birlikte zaten (5) kişi olduk bile. :)
Bir gün sonra yakında bulunan bir deniz fenerine (Light House) çıkıyoruz. Burası sanırım çağrı yapmak için en güzel noktalardan biri. Hem yüksek, hem de önü çok açık. Sol tarafımda Hamzakoy ve Çanakkale Boğazı girişi, sağımda ise Çanakkale Boğazı. Buradan Nara Burnu'ndaki gemileri bile çok rahat duyabiliyorum.
Bir bankın yanında Yaesu FT-51R el cihazımı (5 Watt) açıyorum. Çağrı işaretim (Erzurum) 9'uncu bölge olduğundan ve burada (Gelibolu - Çanakkele 3. Bölge) geçici olarak bulunduğumdan kural gereği kendimi TB9YDC/3 olarak tanıtarak çağrı yapıyorum. Kısa bir süre sonra Kırklareli'nden TB1CLT Erol bey çağrıma cevap veriyor. Kendisiyle bir süre sohbet ediyorum. Erol bey bana bu röleyi kullanarak nerelerle konuşabileceğim konusunda bilgi veriyor. Aslında kendisi geçen gün yaptığım çağrıları duymuş ve cevap vermiş, ancak ben deniz kenarında olduğumdan gürültüden ve dalga sesinden sanırım kendisini tam duyamadım. Şimdi ise 5/9 netlikte konuşabildik. Selamlaşıp ayrılıyorum. Ardından babam da bir süre kendisiyle görüşme (QSO) yapıyor.
Her gittiğim yerde amatör telsizciliği arkadaşlarıma anlatıyorum. Onlarında ilgisini çekiyor. Garip olan bir şey var o da bir çok arkadaşımın daha önce bu konuyu hiç duymamış olması. Demek ki yeteri kadar kendimizi tanıtamıyoruz. Kasım ayında yapılacak olan sınavı bir çok arkadaşım gibi ben de heyecanla bekliyorum. İstanbul'dan bile arkadaşlarım var amatör olmak isteyen. Ailelerine de durumu ve önemini anlattığım için hepsinin ailesinin de çoktan onayını aldık bile. Şimdi onlar sitemiz üzerinden çalışmaya başladıklarını belirttiler. Ben de bir çok arkadaşımız bu güzel hobiyle tanıştırdığım için büyük mutluluk duyuyorum. Umarım hepsi sınavı başarı ile kazanırlar ve onları duyabilirim. Zaten NASA'yı bile duyabildiğimizi söyleyince iş kopuyor. :) Bir çoğu anlattıklarıma çok şaşırıyor. Minik bir el telsizi ile neler yapıldığını duyduklarında heyecanları da artıyor adeta. Böyle giderse cep telefonuna elveda diyeceğim. Nasılsa tüm arkadaşlarım amatör olacak. :) Görüşmek üzere. 88, TB9YDC
|