Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz. |
| YAŞAMA TUTUNMAK |
|
|
|
| TB9YDC tarafından yazıldı. |
| Salı, 22 Aralık 2009 19:20 |
|
Hemen karşımızdaki parkta dikilen iki kişinin yanında vardığımızda yerde birinin yattığını gördüm. Oturduğu bankta gerisin geriye sırtüstü düşmüştü. Dikilenlerin sakinliğini görünce önce hayatını kaybedeli çok oldu sandım. Sonra onlar "Polis ve cankurtaran çağırdık ama henüz gelmediler" dediler. Babam yerde yatan kişinin yanına çömeldiğinde ona seslendi. Ayakta dikilenler kenara çekildiğinde sokak lambalarının ışığı yeri daha da aydınlattı. O an onu gördüm. Genç biriydi. Sırt üstü beyaz karların üzerine düşmüş, ayakları bankta kalmış, gözleri açık bir eli yardım ister gibi havada titreyen bir can vardı. Sesim titreyerek "O iyi mi?" dedim. Babam benim de orda olduğumu fark edince önce kızgın bir bakış attı sonra da “kötü yaralanmış ama çok şükür hala yaşıyor, korkma o iyi olacak dedi” fısıldayarak ve yerde hala bir silah olduğunu ve benim uzaklaşmamı istedi. Ben de uzaklaştım biraz. Ardından cebinden çıkardığı mendili hızla katlayarak yatan kişinin başına tampon yaptı. Bir yandan da onun bilincini açık tutmak için konuşmaya ve sakinleştirmeye çalıştı. Sonradan öğrendim bana can çekişmesi gibi gelen titreme şoka girdiğinden dolayıymış. Aradan bir süre geçti. “Araçtan başka ilk yardım malzemelerini getireyim mi” dediğimde uzaktan ambulansın sirenleri duyuldu. “Sakin ol dedi, şimdi tıbbi ekip müdahale eder.” Cankurtarandan önce bir kameraman geldi. Işığını açınca manzara korkunçtu. Bir yanda silah bir yanda elinden düşen cep telefonu ve beyaz karlar üzerinde kan. İçimin titrediğini hissettim ama babamı orada yalnız bırakmak istemedim. Cankurtaran geldi ve hemen müdahale başladı. O sırada yerde yatan 20-22 yaşlarındaki gencin abisinin geldiğini ve feryat etmeye başladığını gördüm. “Söyle yoksa öldü mü o” dedi. Babam da ona sakin olmasını ve kardeşinin yaşadığını sadece şoka girdiğini, ama iyi olacağını söyledi. Ardından birkaç tane polis aracı geldi ve olay yerini emniyete alıp şerit çektiler. Cankurtaran da siren çalarak uzaklaştı. Biraz sakinleşince, etrafta balkondan izleyenleri, elleri cepte gencin başında hiç bir şey yapmadan bekleyenleri hatırladım. Sanırım tek amaçları televizyona çıkmaktı... Nasıl bir zihniyetti ki bu; bir insan orada yerde can çekişirken diğerleri elleri ceplerinde adeta ünlü olma peşinde. İnsan böyle bir durumda neden bekler, suçlu sanacaklar diye mi yoksa elleri, elbiseleri kan olacak diye mi? Gerçekten anlamıyorum. İlgisizlik nedeni ile o kişi ya hayatını kaybetseydi bundan hiç mi vicdan azabı duymayacaklardı? Hani bize okulda öğretilen insan sevgisi hani yardımseverlik? Sonra elimi montumun cebine attığımda telsizimin yanımda olmadığını fark ettim. Okuldan aceleyle dershaneye yetişirken yanıma almayı unutmuştum. Bir an aklıma yaşadığım en kötü anım; 1999 Marmara ve Bolu Depremleri gelmişti. İşte o zaman bir kere daha radyo amatörlüğünün ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Evlerinin balkonundan bakan insanlar için bu olay sanki bir film şeridi idi. Bense orada ne yapacağımı bilmeden, olayın dramını yaşıyordum. Şimdi şu satırları yazarken düşünüyorum da eğer babam veya bir başkası ilk yardım eğitimi almasaydı ne olurdu? Aslında sorunun cevabı çok basit. Herkes bunu sıradan bir olay gibi kabul edip, ambulansın gelmesini bekleyebilirdi veya o genci orada ölüme terk edebilirlerdi. Kendi bildiklerimi bile o an kafamda mantıklı sıralayamadım. Mesela benim bildiğim kanamaya tamponun sıkıca bastırılması gerektiğiydi. Babam nedense o an kuvvetlice yüklenmiyordu tampona. Meğer sonradan öğrendim ki şakağının orda yara çok kötüymüş ve parçalanmış olabilecek kemik parçalarının iç kısımlara zarar vermesini istememiş. Sanırım bunlar eğitim kadar tecrübe ile kazanılan soğukkanlılık olsa gerek. Çok şükür insanlarımız en azından ilk yardım konusunda olmasa da cankurtaran ve polis çağırma konusunda duyarlılar ve bilinçliler. Eve döndüğümüze babamla biraz oturup konuştuk. Bu tür konularda en önemli şeyin sakin olmak gerektiğini, panik ve bilinçsiz hareket etmenin hem yardım edilen hem de yardım eden açısından umulmadık hayati risk doğurabileceğini anlattı. Mesela beni geldiğim an uzak durmamı istemesinin sebebinin yerde ateş almaya hazır bir silah bulunduğunu ve o panik ortamında bir kaza daha yaşanabileceğini, şoktaki kişinin de bazen bilinçsizce tepkiler de verebileceğini söyledi. Merak ettiğim diğer bir hususta neden yerden kaldırılıp araçla onun hastahaneye götürülmediği oldu. O da bana, baş yaralanmalarında çok dikkatli olunması gerektiğini, özellikle trafik kazalarında baş ve boynun uzman olamayan kişilerce hareket ettirilmesinin ciddi sinir hasarı, felç ya da daha kötü kalıcı hasarlara neden olabileceğini, olayın yeni olmasından ve üzerinde kalın giysiler olduğundan hemen hipotermiye (aşırı ısı kaybı) girmeyeceğini, ancak uzun süre bu şekilde kalınma durumunda beden sıcaklığının muhafaza edilmesi gerektiğini, başının ise o an kar üzerinde olmasının o bölgeye bir anlamda soğuk kompres uyguladığını, kaldırmaları durumunda arka tarafta olabilecek ve göremediği bir yaralanmaya müdahale imkanımızın o an olmadığını ve bunun da kan kaybını arttırabileceğini, bu tür durumlarda ilk yapılacak şeyin uzman sağlık ekiplerini (yakın ise) beklerken vücudun dış kısımlarındaki kanamayı dikkatlice durdurmak olduğunu anlattı. Umarım bir daha böyle bir olay yaşanmaz ve hiç kimsenin canı yanmaz. Ve umarım o genç adam iyidir. Buradan acil şifalar diliyorum. 88 |
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için