Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz. |
| ALEVLERİN KIYISINDA |
|
|
|
| TB9YDC tarafından yazıldı. |
| Cuma, 09 Ekim 2009 23:36 |
|
Onların da ardından üzerinde orman itfaiyesi yazan kamyonet tipi özel yangın söndürme araçları. Yangının biraz büyükçe olduğu belliydi. Biz yangın hakkında yorum yaparken üzerimizde bir anda, devasa bir helikopter beliriverdi. Ama gerçekten kocaman ve heybetliydi. Daha önce bir Skorsky helikopterine binmiştim ama bu ondan da büyüktü. Pervanesi müthiş bir rüzgâr oluşturuyordu. Sanki hemen yanı başımıza inecek kadar da alçaktan uçuyordu. Başımı kaldırdığımda içine pilotların hareketlerini bile görebiliyordum.
Annem ve babam telsizimi almamı helikopterler geldiğine göre büyük bir yangın olduğunu söylediler. Ardından neler olduğunu anlamak için bakmaya gideceğimizi söylediklerinde çok heyecanlandım. Yüzleri oldukça endişeliydi. Neler oluyor diye sorduğumda yakınlarda çok büyük bir yangın olduğunu söylediler. Biz aracın yanına giderken arka arkaya itfaiyeler göründü. Üzerilerindeki yazılardan Ayvalık ve Bergama’dan takviye geldikleri belliydi. Önce giden itfaiyelerden bir kısmı ise hızla ve yine siren çalarak geri geliyordu.
Yaklaşık bir beş dakika kadar pilotların bu mücadelesini hayranlıkla izledim. Müthiş bir söndürme çabaları vardı ve çok riskli çalışıyorlardı. Derken bir homurtu duyuldu. Geriye doğru baktığımda turuncu-sarı renkli çift motorlu iki uçağın bir kuğu gibi bize doğru süzüldüğü gördüm. Üzerimizden geçtiler ve yangın bölgesine yöneldiler. Yaklaştıklarında helikopterler kenarlara doğru açıldılar. Uçaklar yangın dumanları arasından geçip gitti.
Babama neden su atmadıklarını sordum. O da bana motor seslerine ve uçuş hızlarına bakılacak olursa yüklü olduklarını ancak ilk pikenin bir nevi keşif amaçlı olduğunu, bir sonraki turda muhtemelen sudan önce kimyasal bir madde atabileceklerin söyledi.
Belki bir mangaldan belki bir sigardan çıkan kıvılcım onca yaşamı tehdit ediyordu. Birkaç yıl önce Çanakkale-Gelibolu ilçesinde ve İntepe Mevkiinde çıkan yangın aklıma geldi. Yangından sonra gezdiğimizde, manzara çok korkunçtu. Cam şişeler adeta bir kâğıt gibi erimiş ve bükülmüştü. Yangın karayolunu nasıl geçmişti biliyor musunuz? En çok bunu öğrendiğimde üzülmüştüm. Buraları kızılçam ormanı kaplıdır. Yangın karayoluna yaklaştığında ormandaki kuşlar can havliyle havalanmışlar ancak metrelerce yükseğe fışkıran alevleri onları havada yakalamış ve zavallı hayvanlar yolun öbür yanına havada yanarken can vererek düşmüşler. Akbaş Şehitliğinde 400’e yakın şehidimiz yatmakta. Oranın resimlerini çekmiştim. Bazıları 16 yaşındaydı. Oradaki yangında da, tam şehitliğin sınırında inanılmaz bir şekilde kendiliğinden sönmüştü.
|