|
Soğuk ve sessiz. Korkularımızdan mı korkuyoruz yoksa korkmaktan mı? Taş duvarlar dibinde akıp giden nehir. Büyük sur gölgeleri vurmuş yüzlere. Bir esinti alıp götürür hüzünleri, keşke hiç geri getirmese bir başka rüzgar. Hiç cocuklar ağlamasa. Çarşamba, 21 Eylül 2005 Geçen yıl kış başlangıcıydı.. Küçük bir kız, gecenin o ayazında kapı önünde yanan kör kandillerin ışığında oturmuş, endişeli gözlerle etrafı süzüyordu. Üşümüş, solgun ve bitkin. Yanına yaklaştığımda birden irkilerek gözleri açık uykusundan uyandı. Eteklerinden ipler çıkmış eski hırkasına sımsıkı sarıldı. Aslında kendi kendini sarmaladı, yalnızlığında. Yabancı olmadığımı anladığında yüz kasları gevşedi ve "Sen miydin? Beni korkuttun" dedi. Yanına oturup üzerimdeki paltyu omuzlarına sardım. Geniş ve uzun palto içinde gömüldü gömülmesine ama yüzü pembeleşiverdi birden. Gülüşü o kadar içten ve tatlıydı ki, ben de etkilendim ve adetim olmamasına rağmen gülümsedim. Ben normal zamanda gülümsemezdim. Çünkü gülümsemek kapıyı aralık bırakmaktır. İstemediğiniz insanlar da girer. İhtiyacı olanların kapıyı çalmasına gerek yoktur onlar zaten hep bir anahtar bulurlar. "Bu saatte burada ne yapıyorsun bir başına, neden evinde değilsin?" diye sordum. Gözlerini kaçırarak omuzlarını silkti ve "hiçç uykum" kaçtı dedi. Göztorbalarındaki şişlik ve dudaklarının kuruluğu bunun tersini anlatıyordu oysa.Biraz havadan sudan konuşup, artık dudaklarının gülümsemesi sabitlendiğinde yine sordum "neden?" "Peki muhafız anlatacağım ama bu aramızda küçük bir sır olarak kalacak" dedi. Ben de "sır her zaman büyüktür ve aynı özenle korunur" dedim. Ben.. benim annem çok hasta, saray doktoruna gittik ama durumu değişmedi ve ben onların konuşmalarını duydum. annem ölecek Zu.. o gidecek. "Geçen yıl ki savaşı hatırlıyormusun? Hayat savaşında babamı kaybetmiştim. Hiç acımasızca ve aniden saldırmışlardı bir gece. Ve birkaç kişi artık yok. Küçük yüreğim hala bu acıyla kavrulur. Çok kötüydü Zu, hem de çok." "Sanki dün gibi, geceydi, aynı bu geceki gibi soğuk. Huzurlu uykularımdan bağırtılarla uyanmıştım. O acımadı Zu, yalvardım, ağladım ama yüzüme bile bakmadı. Neden böyle saldırıyor Zu neden neden? hiç mi sevgi kırıntısı yok o kara pelerinin altında." "O zaman küçüktüm, bilmiyordum. Ama artık ona direneceğim. Bu sefer bunu başaramayacak. Annemi alamayacak. İzin vermeyeceğim. "Gözlerinden yaşlar toprağa düştü, minik minik damlalar. "O yüzden oturup beklerim her gece burada geldiğinde hazır olmak için" dedi. "Nasıl karşı koyacaksın ki?" dedim. O ana kadar sanki bunu hiç düşünmemiş gibi omuzlarını silkti ve "bilmiyorum" dedi. Ama şunu biliyorum, hani dede zu anlatırdı bize hep "bakın çocuklar yaşamınız boyunca kötülükle her daim savaşacaksınız, o sizi yenmek için hiç ummadığınız kılıklara girecek. Bazen bir söze, bazen bir harekete, bazen en sevdiğinizin diline, ya da sizin dilinize gelip yerleşecek. Hiç istemediğiniz kelimeleri söylettirecek en sevdiğiniz insana. Kötülüğün gücü korkunçtur, buna bir tek şeyle karşı durabilirsiniz o da yüreğinizdeki güçlü sevgi. Önce kendinizi sevin, yaşamı varlığınızı. Sonra bu minik sevginizi zamanla büyütecek, yıllara uzanan bir güç yayacaksınız. O hep yanınızda emrinize amade olacak. Sormuştu o zaman minik bir arkadaş "peki neden bazen kötülük kazanır?", "Hayır her zaman değil" dedi. Buna sen izin vermediğin sürece o kazanamaz. Hatayı kendinde ara. Sen sana verilen içindeki silahı doğru kullanamadıın için yenildi. ...
|