|
Uzaklara değil siperinden bize bakıyor, Türke.
Savaş; kimine göre bir insanlık suçu kimine göre bir onur , kurtuluş, özgürlük ... adı her ne ise sonucu ve getirdikleri yıkım, ölümler, derin acılar... Ama biz başlatmadık.
Yürek bedelini en pahalı ödeyen kadındır, yetim çocuktur.
Acıkırsınız, uykunuz gelir, Tuvalet tam bir derttir. Temizlik, hijyen, su yoktur. Canınızın istediğini yiyemezsiniz İçemezsiniz.
Göğsünüzü toprak ana, sırtınızı gökyüzü sarar. Az sonra saldırı emri gelir fırlarsınız. Bu sefer sırtınızı toprak anaya yüzünüzü gökyüzüne verirsiniz.
Namlunun ucunda düşmanı görürsünüz Ya da bazen gözgöze, O da bir babadır, eştir yardır yarendir Tıpkı senin benim gibi. Nasırlı, toprak bulanmış parmağınız gerilir Omuzunuzda bir sarsıntı hissettiğinizde Alev saçan namlu Ölümü size getirmeden Karşınızdakine iletir, iletmelidir Bir an geç kalsanız size dönecek aynısını o, Karşınızdaki yapacaktır.
Ölüm kalım savaşında acıma yoktur. Yaşamak için öldürmek zorunda olduğğunuz beyne kazınır Neden sorgusunu sorduğunuzda yaşamak için şansınız bile kalmaz. Karşı saldırıya kalkarsınız, ne bir korku ne bir titreme Bile bile ölümün kucağın atlamak hiç de bu kadar kolay olmamıştır. Bir düşünün toplu iğne bile canınızı yakarken Bir sigara parmağınıza değdiğinde buza tutarken An gelir onlarcası bedenizizi parçalar burada Ne kelimeler anlatabilir ne ressamlar hayal edebilir Cephedir, sıcaktır, kan kokar barut kokar, Yanıbaşınızda selam verdikleriniz sürekli değişir durur Az önceki çoktan gitmiştir yüce mertebeye
Süngü tak!
Bu komut hem size hem de karşınızdakinin kanını buz gibi eder. Bilirsiniz ki göz göze geleceksiniz Ve yine bilirsiniz ki Mertçe, erkekçe bir dövüş olacaktır Er meydanıdır bunun adı. Siperden çıkarken arkadakinin yüzüne toprakları atarcasına tırmanızsınız Hırsla o güçle, Düze çıkar çıkmaz ileri verirsiniz süngüyü koşar, Karşınızda onlarca parlak çelik süngüye doğru atılırsınız. Çarpışma anında çelik seslerini haykırışlar böler Çelik, narin Ademoğlunun bedeni acımazsızca dağıtır. O acizliğince bile çeliği öyle bir sıkar ki, dur yeter dercesine, Kendince düz bir yol açar, Mide bulantısıyla gelen derin tok bir ağrı. Nefes alamazsınız Ya o geri çıkması Et sıkmıştır bi kere Bazen süngü kan oluğu bile yetmez hemen çıkmasına Karşınızdaki,çevirip kanırtır, Kusacak gibi olursunuz ki o an oluk gibi kan sıcacık boşalır. Silah elinizden düşerken parmaklarınız acıla kavrar yarayı, Kan koyulaşır ama kararan gözlerinizdir.
Ya da tam tersi siz süngünüzü ondan çıkarıp Bir başkasına saplarsınız Yüzünüz o korku filmlerinden çıkmışçasına Damla damla damla kan. Süngüyle kalkılan hücumda mola ara yoktur Ya hedefi alırsınız ya orda ölürsünüz. Alamazsanız ölmelisiniz. Geri dönülmeyeceğini bilerek saldırırsınız.
Ateşli çarpışmalar farklıdır. Hava kararmak üzeredir bir düdük çalar flamalar kalkar. Dizlerinizin üzerine düşerken bir arkadaşınız gelir. Kaldırıp götürür sizi. Bulanık görüntüler arasında, Bir sizden, bir onlardan, Bir sizden, bir onlardan üst üste, kol kola, yan yana yatan onca askerin arasından geçer siperinize dönersiniz. Kopmuş parmaklar, bacaklar, dağılmış yüzler. Parmağındaki yüzükten, boynundaki yemeniden tanırsınız Şu Ali, şu Mehmet, şu öksüz Yusuf..
Sıhhiyeler ordan oraya koşuşturur durur her iki tarafında. İnlemelerden kulaklarınızı tıkarsınız. Çocuk oyunu gibi değil mi? Molaaaa, sonra hadi yine kavga edelim. Sonucu ağırdır, Dağ taş ceset 4 yıl sürer toplanması hepsinin.
Ne için yaşanmıştır? Bu gün için "Gelecek" dedikleri, emanet ettikleri bizler için.
73,TB2NMR
|