Radyo Amatörü: Hiç bir maddi ve siyasi çıkar gözetmeksizin ve milli güvenlik gereklerine mutlaka bağlı kalmak şartıyla sadece kişisel istek ve çaba ile radyo tekniği alanında kendisini yetiştirmek amacıyla çalışan gerçek kişilere radyo amatörü adı verilir.

Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz.

GENÇLİĞE HİTABE

ITUpSAT1

İTÜ - İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü Logo

ÖZEL MENÜ




Ajanda / Agenda

Gezi / Travel Notes
Röportajlar / Interviews
Mobil Mink Dev / Tiny Mobile Giant

Haklısın hancı (Saray) PDF Yazdır e-Posta
TB2NMR tarafından yazıldı.   
Perşembe, 15 Ekim 2009 10:17

-Evet hancı haklısın, kala kala bir avuç kaldılar. Hatırlıyorsun değil mi sarayın o eski günlerini, o cıvıltılı gülüşleri, dostluğu. Şimdi onlar neredeler? Hangi rüzgara kapılıp gittiler, tıpkı solmuş bir yaprak gibi. Ama bak hala kalan birileri var. Bunun önemini anlayan var olmanın , beraber yaşamanın anlamına ermiş kişiler. Kalenin taşları soğuktur dışardan bakana. Ama ya iç duvarlar? Ordan bakana güven vermez mi? Huzurla sırtını dayamaz mı? Bu son kale de olsa savunulmalı, içindekiler korunmalı. Herkes elinden geleni ortaya koymalı. Ateşler birlikte tutulmalı, sular birlikte içilmeli.

Şimdi gardiyanlar bile otup bir sigara yakarlar. Dumanı ay ışığında savrulan. Gece uzun ve karanlıktır. Ama kalıcı değil. Gitmektir ona düşen zamanı geldiğinde. Ya yok olacaktır ya boğun eğecektir ışığa. Her biri zamanını sektirmeden devinip dururlar ki biz sadece izlemekle yetiniriz onları. Yaşamın bu koşuşturmasında kimbilir kaç kere geçmişlerdir önümüzden de, nasıl bu kadar hızlı geçtiklerini görememişizdir.

Bak son savaşın izlerir durur, ağır kapıda. Kendini bilmezliğin gürzlerinin ezdiği duvar taşları, terkedilmişliğin okları ile dertleşir. Derler ki insanlar neden bu kadar hem sever hem birbirinden nefret eder. Anlayamazlar ki hiç? Bilemezler ki? Bizim bunu bilerek yaptığımızı? Geri kalanlara acı verdiğini. Çünkü onlar acı verendir, acıyı yaşayan değil. Duygusuzdur , tıpkı varoluşlarını sağlayan çelik gibi.

Be hey dostum, senle de iki laf edilmiyor ki, bak yine uyudun kaldın. Keşke senin gibi unutabilsek, yaşanmamış saysak dünü. Sence reva mı bu? Ya içinde yaşanan güzellikler, sevinçler onları da mı unutalım? Var sen git evine hadi, ben de işime. Vakt gece yarısını çoktan geçti.

20 Eylül 2005

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VALID CSS   |   VALID XHTML