|
TB2NMR tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 15 Ekim 2009 10:18 |
|
Okyanuslar hep büyüktür, kocaman, ıssız ve derin. Ve sonsuza kadar da öyle kalacaklar. Onların enginliğindeki güzellik kadar derinlikleri ve öfkelerindeki kabartılar da bir o kadar büyük. Arada bu kadar büyük ve yalnızlıklarına kızsalar da yine de bağrında bazı küçük adaları barındırırlar.
O küçük topraklar üzerinde yaşayan onca insan. Dertleri kederleri, sevinç ve hüzünleri o küçücük dünyaya hapsolmuş. Kaderleridir belki bu kadar büyük denizlerde bir adada yaşamak. Gidip gelemezler. Peki ya bir nehir ortasındaki adada yaşayanlar?
Ulaşmak istedikleri ya da ona ulaşmak isteyenler sadece bir kıyı ötededirler oysa. Arada sadece onları ayıran bir nehir. Derin ya da sığ, soğuk ya da ılık. Ne adım atmadan bilebilirsiniz ,ne de denemeden. Ama bir çok yaşam o adımı bile atmaktan korkar çoğu zaman. Nedendir bilinmez, belki başkalarının kendisine gelmesini beklerler, ya da bir köprü. Acaba herkes öyle mi? Yoksa her şeyden uzak sessiz ve huzurlu bir hayatı; sevgiye, sevgiliye, göremediklerine mi adamışlardır.
Adını kimisi bir kaçış koymuştur, kimi yalnızlık... Ya da sebepsiz.
Belki de diğerlerinin göremediklerini görmek isterler kendilerinle baş başa kalıp. Sahip oldukları bir gök, bir avuç toprak toprak ve yaşamdan ayıran bir nehir.
Bu nehir boyunca irili ufaklı o kadar çok ada var ki. Gitmeden, görmeden, okumadan bilemeyeceğiniz , belkide varlığından bile bir haber olduğunuz "Nehir Adaları".
Burası bir Agora Meyhanesi değil, yaşanmaz burada öyle ağdalı aşklar. Yaşayan da, yaşatan da sizsiniz. Bileti hep aynı yerden, aynı zamandan alırsınız buraya gelmek için. Ya bir kavga, ya mutsuzluk, ya da resimdeki gibi son bir veda ardından gelen o son öpücük.
|