Radyo Amatörü: Hiç bir maddi ve siyasi çıkar gözetmeksizin ve milli güvenlik gereklerine mutlaka bağlı kalmak şartıyla sadece kişisel istek ve çaba ile radyo tekniği alanında kendisini yetiştirmek amacıyla çalışan gerçek kişilere radyo amatörü adı verilir.

Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz.

GENÇLİĞE HİTABE

ITUpSAT1

İTÜ - İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü Logo

ÖZEL MENÜ




Ajanda / Agenda

Gezi / Travel Notes
Röportajlar / Interviews
Mobil Mink Dev / Tiny Mobile Giant

Kimsesizlik soğuktan da acıdır (Saray) PDF Yazdır e-Posta
TB2NMR tarafından yazıldı.   
Perşembe, 15 Ekim 2009 10:04

Sarayın yüksek duvarlarının burçlarına dayanmış, uzak dağlardaki karları izleyen muhafız, kışın gelişini karşılıyordu benliğinde belki de.

Yine o beyaz örtü sarıp sarmalayacaktı tüm doğayı. Hep insansı ve hümanist düşüncelerde sarılmalar sıcak ve sevgi doluydu, nasıl oluyor da bu soğuk örtü aynı sevecenlikle yemyeşil geleceğe kol kanat gerebiliyordu? Kış kimileri için böyleydi ama ya evi olmayanlar için? Umutların kararmasıydı belki, ya da acıların katlanması.

Boğazının açık yakasından içeri dolan sabah rüzgarının serinliğini iliklerine kadar hissettinde en üst düğmesini sıkıca kapattı. Sisin kendi halinde dans edişine kendini iyice kaptırmışken, sisin içinde hiç de olağan olmayan belli belirsiz karartıları farketmekte gecikmedi. Sabah mahmurluğunu atmak için gözlerini ovuşturarak tekrar baktı. Evet yanılmamıştı..

Kalabalık ve dağınık bir kafile düzensiz aralıklar halinde aşağı vadide seyir halindeydi. Hemen yanında sırayla uyudukları arkadaşını dürterek uyandırdı. Ona bir kaç şey söylemesiyle muhafız koşar adımlarla merdivenlerden aşağı indi ve saray girişinde kayboldu. Aradan 10 dakika geçmemişti ki;

-"Keşif muhafızları ileriiii" diye bir komut kale duvarlarında yankılandı. Oniki kişilik bir öncü keşif birliği dörtnala kale kapısından hızla çıkış yaptı. Çivili nalların sesi taş döşeli giriş yolunun sonuna glediğinde çamurlu zeminde birden kesiliverdi. Kristal gölün yanındaki yol çatından güneye yönelen küçük birlik küçük tepeciklerin arasında gözden kayboldu.

Ovayı daha iyi görebilecekleri yumuşak zeminli düzlüğe geldiklerindi öncü son durumu kontrol etmek için birliği durdurdu ve biraz ilerleyerek vadiye tekrar baktı. Küçük kafile onların gelişini farketmemiş olacak ki herhangi bir dağılma olmadığını gördüler. Öncü altın simli prinçten yapılma tek gözlü dürbün ile silahlı olup olmadıklarını anlamak için bir süre daha onları izledi sessizce. Soğuk etkisini göstermeye başlamış, atların burnundan çıkan buharlar birbirine karışıyordu.

Kafile eski harabelerin yanına geldiklerinde muhafızlar iki kola ayrılarak son hızla atlarını kafileye doğru sürdüler. En arkadaki genç kadın onların geldiğini farkettiğinde etraflarının tamamen sarıldığını anlayınca bağırmaktan vazgeçti. Zaten nereye kaçabileceklerdi, yanlarındaki kanata atları muhafızların atları kadar eğitimli ve güçlü değildi. YAında yürüyen çocuğu bir anne olmasa da kadınlık içgüdüsüyle korumak istedi ve ona diğer çocuklarının yanına gitmesini ve korkmamasını söyledi.

Muhafızlar önlerinde gelip durduklarında, onlara karşı hiç bir düşmanlık göstermediler. Zaten her biri günlerdir yollarda yürümekten bitap bir haldeydi. Çocukların susuzluktan dudaklarının çatladığı görülebiliyordu. Muhafızlar kafiledeki çocuk sayısıyla, yanlarındaki büyük kişilerin sayısında oldukça abartılı bir sayı farkı olduğunu gördüklerinde birbirlerine baktılar. Bir an önce olup biteni anlamak için muhafız söze girdi.

"Olduğunuz yerdei kalın ve lütfen kendinizi tanıtın, kimsiniz bu halde , bu havada ne işiniz var ve en önemlisi bu çocuklar kim?"

Ortayaşlı bir kadın soğuktan korunmak için yanları kapatılmış iki atın çektiği arabanın çadırını kaldırarak onları sessizce süzdü.

Miniklerin gözlerindeki korkulu bekleyiş her geçen dakika daha da artıyor ve korkuyorlardı.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VALID CSS   |   VALID XHTML