Radyo Amatörü: Hiç bir maddi ve siyasi çıkar gözetmeksizin ve milli güvenlik gereklerine mutlaka bağlı kalmak şartıyla sadece kişisel istek ve çaba ile radyo tekniği alanında kendisini yetiştirmek amacıyla çalışan gerçek kişilere radyo amatörü adı verilir.

Bu sitede yer alan bilgiler; TB9YDC ve TB2NMR çağrı işaretli radyo amatörleri tarafından amatör telsizcilik konusunda ziyaretçilere yol göstermek ve tanıtım amacıyla hazırlanmıştır. Bilgi ticari olmamak ve kaynak gösterilmek şartı ile başka sitelerde kullanılabilir. Anlatılan konu ve uygulamaların ehil veya uzman olmayan kişilerce yapılmasından HAMBEACON.com ve site yöneticileri sorumlu tutulamaz.

GENÇLİĞE HİTABE

ITUpSAT1

İTÜ - İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü Logo

ÖZEL MENÜ




Ajanda / Agenda

Gezi / Travel Notes
Röportajlar / Interviews
Mobil Mink Dev / Tiny Mobile Giant

KAYIP ÇOCUKLAR ve BİZ-1 PDF Yazdır e-Posta
TB2NMR tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 27 Şubat 2010 05:00

Bugün gelen e-postaların arasında hepsinden daha önemli bir mesaj duruyordu. Açtığımda yine bir kayıp çocuk haberi ve çok tatlı bir kız çocuğunun şirin gözlerle bize bakan bir resmi, altında  "gören ya da bilenlerin insaniyet namına haber vermesi.." şeklinde bir not. Bir çocuğunuz olsun ya da olmasın bu tür haberleri alıp da hüzünlenmemek elde değil. Bunlar hepimizin çocukları ve son dönemde bu potansiyel tehlike büyük emek verdiğimiz canımız çocuklarımızı tehdit etmekte. Herşeyi devletten bekleyen bir çözüm yerine bireysel olarak da bazı tedbirlerin alınması da oldukça önem arz etmekte.

Yazımın başında da değindiğim gibi; son zamanlarda basında bu haberler sıkça yer almaya başladı. Aslında bu buzdağının belki de bir anlamda sadece görünen yüzü. Açıklanan kayıp çocuk rakamları da ne yazk ki bunu doğrular nitelike. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire'si tarafında en son bildirimlere göre ülkemizde tam (1.657) çocuk kayıp. Bu şu demek. Bir o kadar da baba, anne, kardeşin yüreği hala yanıyor. Yürek acıtan tablo buunla da sınırlı kalmıyor. Kayıp listesine dahil çcuklardan yaklaşık (700)'ünün Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan izinsiz ayrılıp dönmediğini ifade etti. (700) çocuğumuz ellerimizin arasından kayıp gitmiş. Bir değil iki değil tam (700) çocuk devletin kollarından bu kadar kolay ayrılıncaya kadar nasıl tedbir ya da ders alınmamış, bunun hesabı eminim ki yasal yollardan sorulacaktır, sorulmalıdır da.

Yazıda ders alınması gereken bir diğer husu da göze batmakta. Bu sayıların dışında kalanların önemli bölümünü (13-18) yaş arasındaki kız çocuklarının daha çok "gönül ilişkisi" sebebiyle kaçanlardan oluştuğunu belirtilmiş. Yani ergenlik ve gençlik dönemi arasında geçen, psikolojik olarak en karmaşık dönemlere rastlayan yaşlar. Çocuların yaşadığı değişimler, sres ve buhran, gelecek ve güven korkusu, yoğun ders veya olası aile baskıları da buna eklendiğinde kim bilir belki de sadece bir gülümseme, bir anlayış veya bir şefkat arayan yürekler çareyi başka yerlerde aradı. Öyle bile olsa yürekleri temiz ve saf, bir umudun peşinden koşan kelebeklerdi. Tek suçları belki güvenmiş, belki sevgi kırıntıları vs. vs. Hangimiz bu yollardan geçmedik ki, çayınızın bir yudumunda şöyle bir geri dönüp bakın hayatınıza. en deli dolu olduğunuz, en asi en hırçın olduğunu yıllar değil miydi o günler? Şimdi büyüdünüz, meslek sahibi oldunuz belki çoluk çocuğa karıştınız. Ama bu (1.657) çocuk bu hayallerin hiç birine bugün ulaşamadı.

Burada amacımız kimsenin değer yargısını aile yapısını irdelemek veya parmakla bir suçlu aramak değil. Bir suç ve suçlu var ise toplum olarak bunda hepimizin bir payı az da olsa var. En son Mardin'de yaşanan olay hepimizce malum. Sebebinden ziyade asıl bakılması gereken bir nokta bana göre o sanık kişinin böyle bir iş için gösterdiği cesaret irdelenmeli. Gizlice türlü entrikalarla girip, bilindik şekilde çocuk kaçırmaya kalmıyor. Güe gündüz o kadar insanın içine ve tek başına giderek birebir ailelerle muhatap oluyor ve aklındaki senaryoyu uygulayabiliyor. Belki öz güvenini biraz daha koruyabilse ve oyununa devam etse kayıp çocuklar o dört kızımıza daha ekleyecektik. Bu insanların bu kadar rahat suça meyletmeleri ve cesaretleri neyi gösteriyor biliyor musunuz? Toplumsal olarak duyarsızlığımızı. Yanıbaşımızda olan birtenlerin farkında değiliz, kendimiz ve ailemiz dışında bir şeyi umursamıyoruz.

Babalarımız, annelerimiz gençliklerinde hiç okumaya bile tenezzül etmedikleri büyük Türk yazarlarının eserlerini, şimdilerde  bazıları reyting uğruna iğrençlik derecesinde süslenmiş pembeli-morlu dizilerle hipnotize edilmişken, yetişkinlerimiz gelecek korkusu, SBS, ÖSS bilimum sınav sistemi ile buğrana sokulup, içindeki sözleri bile anlamadıkları aptalca şarkıları dinlemeye itilmiş, eline toprak bile değmemişken sözümona İnternet'te sosyal paylaşım sitelerinde tarla sürmekle meşgulken elbette duyalrı olmamız sözkonusu değil. Yanlış düşünüyorsun diyenler olabilir. Google'ye girin. Forum sitelerini en büyükleri de dahil bir araştırın. Bir bakın bakalım hangi konularda en çok mesaj ve okunma sayısını göreceksiniz. Nerde geyik, laklak, magazin konusu varsa hit yapmış durumdadır. Bu aslında gençliğin bir içinde bulunduğu ortamdan kaçışını bile en belirgin özelliği. Gençlerimiz huzursuz, okuma salonları, spor tesislerini bir kenara bırakın kendilerine bile ayıracak zamanları yok. İster istemez kendilerinde oluşturdukları sözümona sigorta bunların yükünü kldıramayınca bir noktada atıyor ve ip kopuyor. Aslında bu rakalmalrı incelerken tek yanlı olmayıp bir de aynı yaş dönemlerinde yaşanan intihar ve evden kaçma vakalarını eklerseniz durumun ne kadar vahim olduğunun resmini daha iyi okursunuz.

Asıl konumuza dönelim. Bu çocuklar asla bir buhar olup uçmadılar. (72) milyon Türk insanının arasından geçip kayıp dünyasına ulaştılar. Eğer bizler bireyler olarak biraz duyarlı olsaydık, etrafımıza eneler olup bittiğini farkına varabilseydik hepsi olmasa da bir kısmı bugün yaşamlarına kaldıkları yerden devam ediyor olacaktı. Ama bunu yapamadık. Şimdi ise belki de bunun suçlıuluk duygusuyla hareket ederek gelen bu tip mesajları dağıtmaktan öte bir şey yapamıyoruz. Olsun bu da bir gelişme ama gelen mesajdaki resmi bilgisayarınzı kapattıktan sonra yolda yürürüken, etrafınıza bakarken, ayakkabınızı boyattığınız küçük çocuğa para uzatırken, yolda arabaınızın camını silen çocukları gördüğünüzde canlandırıyor ve bunu sorguluyor musunuz? Cevabı zaten sizde.

Heryerde e-postanızını yanınızda taşımamanız normal. Peki devlet sosyal sorumluluk gereği bu konuda bileinen ne yapıyor hangi tedbirleri alıyor? 23 Nisan'larda ya da gündeme gelen olaylarla, kurumlara yaptıkları ziyaretlerin dışında da bir şeyer yapması gerekmiyor mu?

Akşam haberlerini izliyorum. Bir yetkili diyor ki "efendim küçük de olsa bir komisyonumuz var" Ne demek küçük de olsa. Sanki bu bir lütufmuş gibi anlatması yok mu... insanı çileden çıkarmaya yetiyor. Muz Cumhuriyeti'nde mi yaşıyoruz da bunlarla avunacağız söyler misiniz? "Küçük de olsa.." söze bakın bir kere. İnsan bunu söylemekten bile utanır. Çok merak ediyorum bunları söylerken hiç kendi çocuklarının da başına böyle bir şey gelebileceğini düşündü mü acaba? Çocuklar için ne yapılmak istendi de para, kaynak veya imkan bulamadınız? Hangi yetkiniz engellendi? Bu çocuklar ülkenin geleceği değil mi? Yoksa ciddi olarak harekete geçilmesi için kayıp sayı mı yetersiz kalıyor? Allah'ın cahili bu okumuş adam, İnternet'e girip, basit arama bile yapsa  binlerce yapılacak şey olduğunu görürdü. Sanırım koltuk fazla sıcak ve rehavet yapıyor.

Şov dünyasına yaşayanlarız. Ülkede onca güvenlik gücü varken, birileri adeta onların işine göz dikmişçesine bütün gün televizyonlarda detektiflik yapıyor. İnsanlar da ağzı açık tüm gün bu kanalları izliyor. Burnunun dibindeki karakolun numarasını bilmeyen insanlar televizyonu arıyor ve kendilerince doğru olduğuna inandıkları bir şeyleri günler sonra ortaya çıkıp anlatıyor. Bir televizyona güvenirken adımı lanse ederler diye olayı bilmesine rağmen zamanında güvenlik güçlerine haber vermiyor. Vermez tabi, o dizlerinden kafasını kaldırıp güvenlik güçlerinin sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri bilmediği için hala karakolları siyah duvarlala boyalı, karakoldaki görevlileri de rahmetli Hulusi KENTMEN bıyıklı kişiler sanıyor hala.

Tabi ki bunlar olumsuz yanlar. Bir de olumlu yanlara bakalım. Yetkililer Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile imzalanacak protokolle Ulusal Kayıp Çocuk Veri Bankası oluşturulacağını, bu sayede kayıp çocukların sayısının "online" ortamda güncel olarak izlenebileceğini ifade etti. Belki de en gerekli olan bu çalışmanın bir an önce tamamlanmasını umuyoruz. Diğer türlü bireysel sitelerle, e-posta dağıtımları ile bunun sağlanması mümkün değil. Yeni bir kayıp olduğunda anlık bilgilendirmeler yetersiz kalmakta. Ya da bir şüphe durumunda başvuracağınız sağlıklı bir kaynak hali hazırda  bulunmamakta. Hangi çocuk bulundu, son durum nedir bilmiyoruz...

Yurtdışında durum nedir?


Yurtdışında konuya daha duyarlı yaklaşılmış ve bazı ek önlemler de alınmış. Bunlardan bir de "AMBER ALERT" adıyla bilinen uygulama. Bir kayıp duumunda en hızlı şekilde yol tabelalarında, otobüs, uçak vs. terminallerdeki reklam panolarında, yazılı ve görsel basında anında bilgiler geçiliyor. Bu uygulama sadece kayıp çocuklarda değil bir çok acil durumda da bilgilendirme maksatlı kullanılmakta. Zamana karşı yarışın önemli olduğunda insanlar en hızlı şekilde ulaşmak tabiki önem kazanmakta. Uygulama Amerika'da buradaki kronolojiden de anlaşılacağı üzerine 1996 yılında başlatılmış olduğu görülmekte.

Amber Alert uygulama geliştiricileri konuyu daha da ileri götürerek sadece bu tip bilgilendirme sistemi ile yeninmeyip bunun kablosuz ortama da taşımışlar. Ulusal Kablosuz AMBER Uyarılar Girişimi, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, kablosuz teknoloji ve Ulusal Kayıp Merkezi & Exploited Children (NCMEC için) arasında gönüllü bir ortaklık kurarak, kablosuz bağlantı kullanan abonelere bu tip durumlarda metinsel mesajlar dağıtmak için harekete geçmiş.

Sitede yer alan istatistikler çocuğun kaçırılması sonrasında ilk üç saatin arama ve kurtarma çabalarına çok önemli olduğunu da  göstermekte. Geliştirilen bu uygulama ile yaklaşık 200 milyon kablosuz ağ kulanıcısına bu hizmet hızlı bir şekilde ulaştırılmakta. Bununla birlikte cep telefonlarına gönderilen SMS uygulamaları da tamamen ücretsiz olarak sunulmakta.

Bazı devlet ve eyaletlerde farklı kriterler, planlar olmakla birlikte genel olarak şu hususları içerir.

1. Kolluk tarafından bir kaçırma girişiminin onaylanmış olması,
2. Çocuk için ciddi bir yaralanma veya ölüm riskinin varlığının olması,
3. Çocuk, araçlar ve esir alan kişi hakkında yeterli açıklayıcı bilgi olmalıdır
4. Çocukların en az 17 yaş ve altında olması bu uyarıların yapılması için yeterli görülmektedir.

Konunun topluma daha iyi anlatılması için bir de film yapılmış. Dilerseniz buraya tıklayarak kısa tanıtım (fragman) videosunu izleyebilirsiniz. Burada da benzer bir konuyla ilgili işlenmiş haber bültenini izleyebilirsiniz. Elizabeth ROHM'un başrolü oynağıdı filmde kızı kaçırılan bir annenin verdiği mücadele duygusal bir bakış açısı ile ele alınmış. İzlemenizi öneririm.

Bir sonraki yazımızda kişisel olarak yapılabilecek uygulamalarla devam edeceğiz. Görüşmek üzere. 73


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

VALID CSS   |   VALID XHTML