|
Merhaba. Eğer 2012 filmini izlediyseniz, hele bir de gelecekte yaşanacağı belirtilen Güneş patlamaları ile ilgili felaket senaryolarını okuduysanız biraz heyecan yapmış olabilirsiniz. Mesele amatör radyo faaliyetlerini de etkileyeceği için biz de konu üzerinde biraz durmak istedik. Ancak bunu, gazete köşelerindeki haberlere dayanarak değil, her zaman olduğu gibi yine bir Türk bilim adamına danışarak sizlere sunmak istedik.
Konu: Güneş'in Manyetik Fırtınaları ve Modern Yaşam Üzerindeki Etkileri Konuğumuz: Doç. Dr. Fehmi EKMEKÇİ Görevi: Astrofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Görevi Yeri: Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi - Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü
Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Astrofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi sayın Doç.Dr. Fehmi EKMEKÇİ'ye de sorularımızı yönelttik.
Sizlere önce konuğumu tanıştırmak isterim. Kendisi halen Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Astrofizik Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak Ankara'da görev yapmaktadır. Sayın EKMEKÇİ; 2008 yılında Ankara Üniversitesi Gözlemevi (AUG) bir gözlem etkinliğinde kendisi ile bizzat tanışma fırsatı yakaladığım, Ankara'dan ayrılmamdan sonra da zaman zaman e-posta ile bilgilerine başvurduğum değerli bir bilim adamıdır. Onca yoğun çalışmalarının arasında sabır ve emekle sorularımıza verdiği cevaplar için kendisine bir kez daha teşekkür ederim. Dilerseniz sizleri daha fazla merakta bırakmadan konumuza geçelim.

TB2NMR: Sayın EKMEKÇİ, öncelikle merhabalar. Geçtiğimiz günlerde basında okuduğumuz bilimsel haberler ilginç olduğu kadar, aynı zamanda ürkütücüydü. Haberde 2012 yılında meydana gelecek olan Güneş fırtınaları üzerinde çeşitli bilgilere yer verilmiş, akabinde de adeta bir felaket senaryosu yazılmıştı. Bunların arasında özellikle insan kayıplarının büyüklüğü dikkat çekiciydi ki, haberde yaklaşık 100.000 kişinin hayatını kaybedebileceği öngörülüyordu. Gerçekten Güneş'te neler oluyor? Bu manyetik fırtınalar kastedilen nedir, ne değildir?
EKMEKÇİ: Merhabalar. Güneş’in manyetik fırtına parçacıkları iyonlar ve elektronlardan oluşmaktadır. Adından da anlaşılacağı gibi manyetik etkilere sahiptir. Yer atmosferinin iyonosfer katmanında fırtınaya sebep olurlar. Kutup bölgelerinde “Kutup ışımaları” nın meydana gelmesine neden olurlar. Bu iyon ve elektronlar Yer yüzüne yaklaşık 20 ila 40 saatte ulaşırlar. Yer atmosferinin iyonosfer katmanı, alt ve üst sınırları kesin olmamakla beraber Yer yüzeyinden yüksekliğin 400 Km. ile 800 Km. olduğu bölge olarak tanımlanır. Kimi kaynaklar ise üst sınır için 1000 Km. değerini de verir. İyonosfer değimi “İyonlaşmış Küre” için kullanılmaktadır. Buradaki atom ve moleküller Güneş ışınlarının etkisiyle elektronlarını kaybeder, atomlarına ayrışır yani iyonlaşırlar. Diğer taraftan iyonosferdeki belli katmanların elektriği iletme ve manyetik dalgaları yansıtma özelliği vardır. Radyo dalgaları bu iyonosfer katmanında yansıtılarak çok uzaktaki istasyonlara yönlendirilebilmektedir.
TB2NMR: Dilerseniz atmosferin bu katmanlarını biraz daha detaylandıralım. Örneğin bu katmanlar ile Güneş arasındaki ilişki nedir?
EKMEKÇİ: İyonosfer, yapı ve yükseklik bakımından 4 katmana ayrılır. Bunlar, Yer küreye en yakın olan katmandan en uzağına doğru sırasıyla, D, E, F1 ve F2 katmanları olarak adlandırılmıştır. Bu katmanların yükseklikleri ve iyonlaşma yoğunlukları Güneş’in o anki konumuna ve faaliyetine bağlı olarak değişmektedir. Özellikle E ve F katmanlarındaki değişimlerin Güneş’in leke etkinliği ile yakından ilişkili olduğu saptanmıştır. Dolayısıyle leke etkinliğinin maksimum olduğu (Güneş yüzeyinde leke sayısının en fazla olduğu) dönemlerde Güneş manyetik fırtınalarının daha güçlü olduğu bir gerçektir.
TB2NMR: Peki bu Güneş lekelerinin ortaya çıkışı rastlantısal mı, yoksa belli bir periyoda dayalı olarak mı gerçekleşmektedir?
EKMEKÇİ: Güneş lekelerinin kutuplanma özelliğinin değiştiği 4 Ocak 2008 tarihi, 23. Güneş çevriminin bittiği ve 24. Güneş çevriminin başladığına ilişkin bir delil yani belirteç olmuştur. Burada, belirttiğim Güneş fiziği ile ilgili değim ve kavramların incelenebilmesi için, Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün web sitesindeki Güneş ile ilgili tüm sunumlara bakılmasını öneriyorum. Bu sunumlar, okuyucularımız için çok yararlı olacaktır.
Özetlemeye çalıştığım bu ön bilgiden sonra, NASA’nın web sitesinden de görüleceği gibi 24. Güneş çevriminin maksimum leke sayısı değerinin 23. çevrimin maksimum leke sayısından çok daha büyük olacağı hakkındaki öngörü, Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nden Güneş Fizikçisi David Hathaway tarafından ileri sürüldü. Onun bu öngörüsü, hemen hemen 400 yıl öncesinden başlayarak elde edilmiş Güneş leke sayısı kayıtlarının karşılaştırmasını yaparak ortaya çıkmıştır. Bu karşılaştırmaya dayanarak, 2010 veya 2011 de maksimuma erişeceği tahmin edilen 24. Güneş leke çevriminin en şiddetli çevrimlerden biri olacağını tahmin ediyor ve bunu sonucu meslektaşı Robert Wilson ile birlikte David Hathaway, Aralık 2006 ortalarında San Fransisco’da yapılan Amerikan Jeofizik Birliği toplantısında bilimsel bulgulara dayanarak bu öngörüsünü sunuyor, açıklamaya çalışıyor. Onların bu tahmini Güneş leke çevrimi kayıtları ile jeomanyetik fırtınaların tarihi kayıtlarının karşılaştırmasına dayanmıştır.
 Şekil 1. Güneş etkinliği olayları ve Yer Küre üzerindeki etkilerininin şematik gösterimi.
TB2NMR: Bu fırtınalar sizce ne kadar güçlü olabilir, bu konuda örnek verebilir misiniz?
EKMEKÇİ: Şiddetli bir Güneş rüzgarı (bkz. Şekil 1), Güneşin yüzeyinde görülen leke etkinliği ile yakından ilişkilidir. İşte bu Güneş rüzgarı Yer’in manyetik alanına çarptığı zaman, çarpma Yer’in manyetik alanında bir çalkalanmaya neden olur. Eğer bu çalkalanmalar yeter derecede şiddetli olursa bir jeomanyetik fırtına oluşur. Bu fırtınalar, yakın bölgelerde bulunan elektrik santrallerinden çıkan elektrik gücünü devre dışı bırakacak kadar etkiler ve hatta pusula ibresinin yanlış doğrultuya yönlenmesini sağlayarak Yer’in Manyetik kuzey doğrultusunu hatalı bir şekilde göstermesine neden olurlar. Diğer taraftan, Aurora kutup ışımaları da güzel görünen bir yan-etkidir.
TB2NMR: Bunların zaman ve gerçekleşme hesaplamalarında durum nedir?
EKMEKÇİ: Hathaway ve Wilson hemen hemen 150 yıl öncesine kadar uzanan jeomanyetik etkinlik kayıtlarına bakıp onları incelediler. Bu analize göre 24. Güneş çevriminin maksimumunun 2010 yöresinde 160 ± 25 leke sayısı ile olacağı tahmin edilmektedir (Hatırlatma : 1958 de 190 yöresinmde olan maksimum leke saysı vardı). Bu değer ile 24. Güneş çevriminin geçen 50 küsür yıl boyunca meydana gelen Güneş çevrimlerinin içinde en güçlü olan Güneş çevrimi olacağı beklentisi olmuştur.
Diğer taraftan, tüm bunlardan çok daha fazla ilgi uyandıran diğer bir çalışma, Boulder, Colorado daki Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi’ndeki (NCAR : National Center for Atmospheric Research) Mausumi Dikpati ve meslektaşlarının yaptığı çalışma olmuştur. Onlar, 24. Güneş leke çevriminin tahmininde yatan temel fiziği oluşturmak üzere Güneş’in içindeki manyetik alan üreten dinamonun ayrıntılı bir bilgisayar modeli ile Güneş’in “Büyük taşıma kuşağı” denen manyetik etkinlik kuşak gözlemlerini birleştirmişlerdir.

Resim kaynağı ve telif hakkı (Copyright): NASA
TB2NMR: Sayın EKMEKÇİ rica etsem bu konuyu biraz daha açar mısınız?
EKMEKÇİ: Güneş’in taşıyıcı kuşağı, bizim Yer küremizdeki “Büyük okyanus taşıyıcı kuşağı” gibi bir su akıntısı değil ama elektriksel olarak iletken olan bir gaz akıntısıdır. Güneş’in ekvatorundan kutuplarına ve tekrar geriye doğru bir ilmek içinde akıntı taşımasıdır. Büyük okyanustaki taşıyıcı kuşağındeki net akıntı, suyu okyanustan okyanusa taşıyıp ısıtmaktadır. Yer’deki havayı kontrol eden “Büyük okyanus taşıyıcı kuşağı” gibi bu Güneş taşıyıcı kuşağı Güneş’teki hava durumunu kontrol eder. Yani belli bir şekilde Güneş leke çevrimini kontrol eder. Bu kuşak Güneş manyetik alan çizgilerinin Güneş yüzeyindeki madde dolaşım hareketleri ve Güneşin kendi ekseni etrafındaki dönme ile etkileşmi sonucu ortaya çıkan bir manyetik alan kuşağıdır. Yapılan ölçümlere göre Güneş lekelerindeki manyetik alan şiddeti 100 Gauss ile 4000 Gauss arasında değişim göstermektedir.Güneş lekelerinin merkezi bölgelerinde ortalama manyetik alan şiddeti 3000 Gauss mertebesindedir. Tipik bir Güneş lekesinin ömrü (ortaya çıkıp, gelişip, büyüyüp, dağılıp parçalanması ve yok olmasına kadar geçen süre) bir kaç hafta kadardır. * Bknz. Gauss
24. Çevrimin Özellikleri ve Güneş Fırtına Uyarısı : 10 Mart 2006 da Güneş leke çevriminin minimumu (gözlenen en az leke sayım değeri) elde edildi. Güneş lekeleri, Güneş’in yüzeyinde hemen hemen yok oldu. Güneş’te ani parlamalar (flare) yok oldu. Güneş tümüyle sakin, sessiz oldu. Tıpkı bir fırtına öncesi sessizliğe bürünme gibi.
TB2NMR: Peki bu bir anlamda gerçeklikte iyiye işaret sayılmaz mı?
EKMEKÇİ: Şöyle. 10 Mart 2006 günündeki hafta içinde araştırmacılar, bir fırtınanın gelmekte olduğunu, 50 yıl içindeki en şiddetli Güneş maksimumunun gelmekte olduğu haberini verdiler. Bu haber, NCAR dan Mausumi Dikpati ve arkadaşları tarafından yapılan şu tahmine dayanarak verilmişti : “Bir sonraki Güneş leke çevrimi bir öncekinden %30 ile %50 kadar daha şiddetli olacaktır”. Eğer bu tahmin doğru olur ve gerçekleşirse, önümüzdeki yıllarda, 1958 deki tarihi Güneş maksimumu gibi ikinci bir Güneş etkinliği patlaması oluşabilecektir.
O yıllarda bir Güneş leke maksimumu gözlenmekteydi. Tam “Uzay Çağı”nın başlangıcı idi. Sputnik Ekim 1957 de yörüngeye oturtulmuştu ve Ocak 1958 de ABD (Amerika Bir. Devl.)’nin ilk uydusu Explorer 1 yörüngeye oturtulmuştu. 1958 de bir Güneş fırtınasınının Cep telefonunun güç göstergesine bakarak geldiği söylenemezdi çünkü o yıllarda cep telefonu yoktu. Ancak, insanlar Mexico’da üç kez kuzey ışıklarını (kutup ışımaları) gördüklerinde büyük bir olayın meydana geldiğini farketmişti. Bugünlerde ise benzer bir maksimumun artık cep telefonları üzerinde yaratacağı etkiden farkedilebilecektir. Tabii ki GPS ler, hava tahmin uyduları ve bir çok modern teknolojik aletler de bu olası Güneş fırtınasından etkilenebilecekler arasına girmektedir.
Tarihi kayıtlar büyük Güneş leke çevrimlerinin küçük güneş çevrimlerine göre daha hızlı bir şekilde maksimum düzeye çıktıklarını göstermektedir. Bu nedenle 2006 nın sonları veya 2007 nin başlarında başlayan 24. Güneş leke çevriminin maksimum düzeyininin 2010 veya 2011 de başlayacağı beklenmektedir.
Diğer taraftan, NASA’nın STEREO (Solar Terrestrial Relations Observatory) uzay aracı yeni Güneş çevriminin ilk büyük etkinliğini belirledi. 5 Mayıs 2009 da STEREO-B, bir Tip II radyo patlaması ve Güneşten fışkıran parlak, hızlı bir koronal kütle atımını gözlemledi. Bu kütle atımı ile ivmelenen şok dalgaları büyük bir Tip II radyo patlamaları oluşturdu. Bir Tip II radyo patlaması, radyo dalgalarının bir yük boşalmasıdır ki bunlar, şok dalgaları bir koronal kütle atımı ile ivmelendirildikleri zaman yayılırlar. Bu koronal kütle atımı, Güneş maddesi ve enerjinin ani fışkırması veya patlamasıdır. STEREO, NASA’nın Güneş Yer Uzay Sondası dizilerindeki üçüncü görev uydusudur. 26 Ekim 2006 da yörüngeye oturtulmuştur. STEREO nun görevi, Güneş’i incelemek üzere daha önce hiç alınmamış ilk stereoskopik ölçümlerinin yapılmasını sağlamaktır.
23. Güneş çevriminin son yılları, 100 yıl içindeki en uzun ve en derin Güneş minimumunu gösterdi. Bu nedenle uzay-hava gözlemcileri, Güneş etkinliğinin diğer bir “Maunder minimumu”na girip girmediği konusunda endişelendi. Maunder minimumu diye belirtilen olay, 17. yüzyılın sonları ile 18. yüzyılın başlarındaki minimum leke sayısı gözlemidir ki bu sayımın doğruluğu, o günlerdeki düzensiz ve ilk sayımların güvenilir olmaması nedeniyle tartışmalı olmuştur.
UZAY-HAVA DURUMU :
“Severe Space Weather Events – Understanding Societal and Economic Impacts” başlıklı (Başlığın Türkçesi : Şiddetli Uzay Hava Olayları – Toplumsal ve Ekonomik Etkilerinin Anlaşılması ) Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences) tarafından NASA destekli bir çalışmanın şaşrtıcı sonucu NASA’nın web sitesinde 21 Ocak 2009 da duyuruldu. 132 sayfalık raporda uzmanlar, süper Güneş flare olayını takiben şiddetli bir jeomanyetik fırtına olayında modern yüksek teknolojiyi kullanan toplumda olabilecek etkileri ayrıntılı bir şekilde vermişlerdir. Bu rapor şöyle özetlenebilir :
Sorun elektrik gücü şebekelerinde başlamaktadır. Jeomanyetik fırtınalar esnasında indüklenen Yer’deki elektrik akımları, pek çok elektrik dağıtım sistemlerinin kalbindeki Transformer’lerin bakır bobinlerini eriterek kullanılamaz hale getirebilirler. Bir yerleşim biriminde yayılan, dağıtılan güç hatları antenler gibi çalışırlar, akımları toplar ve bir sorun olduğunda onu geniş bir alana yayar.
TB2NMR: Yaşanmış örnekler var mı?
EKMEKÇİ: Elbette. En çok bilinen jeomanyetik güç zararı Mart 1989 daki bir uzay fırtınası esnasında olmuştu. Mart 1989 da Quebec şehrinde (Kanada’nın Quebec eyaletinin başkenti) 6 milyon insan 9 saatliğine elektriksiz kalmıştı. Hidroelektrik santraldeki Transformer kabloları erimiş, hasar görmüştü. Rapora göre güç şebekeleri daha fazla zarar görebilirdi. Problem pekçok sistemin birbiriyle bağlantısının olmaması, bağlantının kesilmesi sorunudur. Şöyle ki ; Son zamanlarda elektrik, su, havagazı gibi kamu hizmetleri, aniden zarar görmüş sistemlere düşük maliyetli güç aktarımının uzak yerlere ulaştırılmasını sağlamak için birbirleriyle ağlarla birleştirilerek olası zaralar azaltılmaya çalışılmıştır. Örneğin, California’da sıcak bir yaz gününde Los Angeles’da insanlar kendi klimalarını Oregon’dan gönderilen elektriği kullanarak çalıştırıyor olabilirlerdi. Bu durum zorunlu olarak jeomanyetik anlamda değil ama ekonomik anlamda bir telafi imkanı sağlar. Bağlantının olmaması, geniş bölgeye duyarlı olan sistemin “çökmesi”ni sağlar.
TB2NMR: Bunun (çöküş) sonucunda neler yaşanabilir? Bu konuda deneysel simülasyon vb. çalışmalar yapılmakta mıdır?
EKMEKÇİ: Böyle bir sistemin çöküşünün büyüklüğünü / ölçeğini tahmin etmek için Metatech şirketinden ve aynı zamanda raporun ortak yazarı olan John Kappenmann, Mayıs 1921 deki büyük jeomanyetik fırtınaya baktı ve modern elektrik şebekelerinin üzerindeki etkisini modelledi. Bu fırtına 1989 Quebec fırtınasındakinden 10 kat daha güçlü olan Yer akımlarını oluşturmuştu. Bu modelleme ile, 350 transformerden fazlasının kalıcı hasar riskinde olduğunu ve 130 milyon insanın elektriksiz kalacağını buldu. Elektriğin kesilmesi sosyal alt yapılarda dalgalanmaya neden olacaktır : Bir kaç saat içinde su dağıtımı etkilenecek ; dayanıksız yiyecekler ile ilaçlar 12 – 24 saat içerisinde telef olacak ; ısınma / klima aletleri, lağım tertibatı, telefon hizmeti, yakıt ikmali vb. işlemler aksayacaktır.
Kaydedilen en güçlü jeomanyetik fırtına Ağustos – Eylül 1859 daki Carrington olayı olmuştur (Bu olayın adı, Britanyalı gök bilimci Richard Carrington’dan gelmektedir ki bu gök bilimci, bir beyaz perde üzerine Güneş’in bir izdüşüm görüntüsünü elde ederken çıplak gözle Güneş parlamasına-flare- tanık olmuştu). Jeomanyetik etkinlik, elektriklenmiş telgraf kablolarının patlamasıyla tetiklendi, tetknisyenler şoka uğradı, Kuzey ışıkları (kutup ışımaları) Kuba ve Hwaii’ye kadar olan uzaklıklara, Güneye kadar yayıldı. Öyleki, Rocky dağlarının üzerinde Auroralar çok parlak oldu ve bu nedenle dağda bulunan kampçılar, sabah olduğunu sanarak erken uyanıp kahvaltılarını hazırlamaya başlamışlar. Bu Carrington olayının en iyi tahmin edilen düzeyi, Mayıs 1924 de meydana gelen süper fırtınanınkinden %50 veya daha fazla güçlü olduğu düzey olmuştur. Carrington olayının bu günlerde bir tekrarı olursa, rapora göre olacak şu olaylar belirtilerek bir uyarı yapılmıştır : Geniş çaplı toplumsal ve ekonomik aksamalar. Elektrikler kesilecek, radyo yayınları kesilecek, yapay uydular arızalanacak, haberleşmeler / telekomunikasyonlar, GPS gemi yolculuğu, banka işlemleri, mali / finans işlemleri ve nakliyat / ulaşım işlemlerinin tümü etkilenecektir. Bazı problemler, fırtınanın sönümlenmesiyle birlikte kendi kendine düzelecektir. Radyo ve GPS iletimleri yeterli bir hızla tekrar geri dönebilecektir. Diğer problemler ise devam edecektir : Örneğin yanıp zarar görmüş multi ton transformerlerin tamiri haftalar veya aylarca sürecektir. Rapora göre toplam ekonomik zarar ilk yıl içerisinde 2 trilyon dolara ulaşacaktır.
TB2NMR: Peki bu etkiye karşılık resmi veya özel kurum/kuruluşların, bilim adamlarının en azından etkiyi azaltacak bir tedbirler geliştirmesi mümkün mü?
EKMEKÇİ: Raporun sonunda da bir çözüm önerisi yer almaktadır. Raporun son bölümünde çözüm önerisi olarak, alt yapıların jeomanyetik etkilere karşı daha iyi bir dayanıklığın sağlanması için düzenleme yapılması, GPS kodları ve frekanslarının geliştirilmesi ve uzay – hava tahminlerinin geliştirilmesi için çağrı yapılıyor. Eğer bir kamu hizmet şirketi ve uydu operatörleri bir fırtınanın geldiğini bilirse, onlar meydana gelebilecek zararları azaltmak için tedbir alabilirler. Örneğin kablo bağlantıları kesilir, hemen hasar görebilecek zayıf elektronik eşyalar korunabilir, kritik donanımların elektrik anahtarları kapatılır. Bir kaç saatlik elektrik kesintisinin bir kaç haftalık elektrik kesintisinden daha iyi olacağı açıktır.
İşte bu değerlendirme ve sonuçları dikkate alan NASA, Güneş’i ve onun patlamalarını incelemek için bir uzay aracı donanması projesini uyguladı. Güneş ve Helyosferik Gözlemevi (SOHO), ikiz STEREO sondaları, ACE (The Advanced Composition Explorer), WIND (1 Kasım 1994 te yörüngeye oturtuldu. Manyetosferik ve iyonosferik plazma, enerjik parçacıklar ile manyetik alan özellikleri inceleyecek uzay aracı) ve diğerleri haftanın 7 günü 24 saat sürekli görev yapmakta, çalışmaktadırlar. NASA fizikçileri bu görevlerden toplanan verileri, Güneş’teki parlamalar ve jeomanyetik fırtınaların temelinde yatan fiziği anlamak için kullanmaktadırlar. Uzay Hava Tahmin Merkezi NOAA daki personel, sırasıyla kendi tahminlerini kesinleştirmek için bulgularını kullanmaktadırlar.
TB2NMR: Tüm dünya bu olası jeomanyetik fırtınadan aynı derecede mi etkilenecek? Yoksa çeşitli bölgelerde farklılıklar yaşanması mümkün mü?
EKMEKÇİ: Görüleceği gibi, sorun daha çok yüksek enlemlerde 50 derece kuzey ve üstü olan yerlerde, yani kutuplar yöresinde olmakta ve Yer’in manyetik alan yapısından dolayı jeomanyetik fırtınalar çok şiddetli olmaktadır. Diğer kesimlerdeki etkiler çok daha az oluyor. Ayrıca bu bilimsel çalışmalar, hiç bir şekilde insanların hayatını kaybetmesinden söz etmiyorlar. Tabii toplumda bilgi düzeyi, bizim ülkemizdekinden çok daha iyi olduğu için böyle bir beklenti içine girilmiyor. Bizim ülkede meydana gelecek bilgi kirliliği dahil her türlü akla, hayale gelmeyecek davranışların çıkacağı düşünülürse, bizim ülkemizde böyle bir jeomanyetik fırtınanın insan ölümlerine neden olması kaçınılmaz gibi görünürdü, maalesef!
TB2NMR: Haklısınız. Sözlerinize hak vermemek elde değil. Son olarak yazımıza konu olan "2012 yılında mutlak felaket senaryoları ve insan kayıpları" konusundaki görüşlerinizi de alabilir miyim?
EKMEKÇİ: Şimdilik, bir sonraki süper Güneş fırtınasının ne zaman meydana geleceğini beklemekten başka bir şey kalmamış gibi görülüyor. Kesin olmamakla beraber, belki 100 yıl sonra veya belki 100 gün kadar yakın bir gelecekte olabilir diye tahminler yapılıyor! Belki de bu tahminler, sadece insanların merakını ve heyecanını kamçılamak için ortada dolaşıyor. Ama şu bir gerçek ki, temeli, nedeni anlaşılmış bir doğa olayı, ne kadar şiddetli olursa olsun, bilim adamları onun üstesinden gelmek ve zarar verici etkisinden korunmak için gece gündüz durmadan çalışıyorlar. Ama bunu sözde bilim adamları değil, çalışmalarını sürdüren, uğraşan, çalışan bilim adamları yapıyor. Onlara güvenmek en doğru yol olacaktır.
TB2NMR: Sayın EKMEKÇİ verdiğiniz bu değerli bilgilerle bizleri aydınlattığınız için çok teşekkür ederim. Başka bir zaman yine bilimsel bir konuda görüşlerinize başvurmak üzere size saygılar sunuyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Ankara Üniversitesi ve onun değerli bilim adamarına da sizin aracılığınız ile selamlarımı iletiyorum. Görüşmek üzere.
EKMEKÇİ: Umarım faydalı bir makale olmuştur. Ben de sizlere teşekkür eder, değerli radyo amatörlerine selam ve saygılarımı iletirim. Esenkalın.
... Notice: This article is not commercial. Education and is for informational purposes. Topic: 2012-Magnetic storms do end of humankind? The first and last pictures were added by the site administrator. Order of picture source:, Human picture source: Cinemafique, Drawing 1 Source: Doc.Dr. Fehmi EKMEKÇİ, Storm picture source: NASA, |